Bülent Öz' ün Partililerine Seslenişi

 

 

Değerli Cumhuriyet Halk Partililer,

 

 Çanımızın ve ülke sorunlarının tartışılacağı ve çözüm önerilerinin saptanacağı böyle bir oluşumu sağlayan başta CHP ilçe başkanı Sayın Cengiz DEMİR başta olmak tüm yönetim  Kuruluna minnet duygularımızı sunmak isterim. Önümüzdeki seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisini tek başına iktidar yapmak ve bu yolda tek vücut, tek yürek ve gönül birliği içinde çalışmalarımızı sürdürmek en büyük görevimiz olacaktır.

 

 

Değerli Partililer,

 

Ülkemiz için önem arz eden, iki hususu  bilgilerinize sunmak istiyorum. Bilindiği üzere aslında bu cümleyi düzeltmek gerekir çoğunlukla bilinmediği üzere ülkemizde çıkan yasalar Türkiye Cumhuriyetini içinden çıkılmaz bir durumun içine sokmaktadır.  Nedir onlar ? Birincisi çiftçimizi ilgilendiren aslında hepimizi ilgilendiren Tohumculuk Yasası. İkincisi ise Petrol Yasası.

 

Tohumculuk yasası neler içeriyor bir bakalım.

 

 

Tarımsal üretim sürecinde çiftçiyi kendi ürettiği üründen tohumluğunu ayırıp kullanmaktan alıkoyarsanız, işte o zaman çiftçiyi, çiftçi olmaktan çıkarırsınız"

Yasa, çiftçiyi şirketlere bağımlı hale getirmektedir. "Sen ürettiğin ürünün tohumunu ayırma ve kullanma,tohum üretecek şirkete para ver ondan satın al" bu bakımdan bu yasa ne kadar meşrudur?

Yasa, uluslararası tarım tekellerinin önünü açıyor. Tarım Satış Kooperatiflerinin devre dışı bırakılmak istendiği bir dönemde çıkarılan yasa, tarımın en temel alanı olan tohumculuğu şirketlere teslim ediyor.

 

Bu yasayla, çiftçinin tohumunun sahibi olma hakkı elinden alınarak, uluslararası tarım şirketlerinin denetimine veriliyor" Çiftçi ya da tüketici, hobi olarak bile herhangi bir çeşidi ekemeyecek"



 

Tüketiciler de daha az çeşitteki ürünü daha yüksek fiyatlarda satın almak zorunda kalacak, "Tek tip ürünler gündeme gelecek. Gıda güvenliği açısından da tehlikeli bir durum var, çünkü genetiğiyle oynanmış ürünler piyasada daha fazla satılacak.

 Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların AB ülkelerine girmesi kontrol altındadır.Meclisimiz tarafından kabul edilen AB yasalarında böyle bir koruma ve öngörü sistemi yoktur. Biyogüvenlik Protokolü adını taşıyan bu sistemde ülkeye girecek ürünler kontrol edilmektedir. bu yasayla denetimsiz bir şekilde bu ürünlerin ülkemize girmesi kolaylaşacaktır.

 Peki neden AB yetkilileri,Biyogüvenlik Yasasınıda kabul et demiyorlar. Ya da neden biz çıkartmıyoruz böyle bir kanun.

Ülkemiz daha şimdiden sebze tohumculuğu alanında % 90 dışa bağımlıdır. Yasa ile, tarımımıza şimdiden mısır, soya, koza ve pamukta yılda 2 milyon ton civarında giren  yem, bebek maması, yağ ve tatlılara kadar sekiz yüzden fazla çeşit olarak soframıza ulaşan Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar’ denetimsiz bir şekilde ve tamamen serbest bir şekilde sofralarımıza geliyor ve afiyetle yiyiyoruz.

 “artık sokakta tohum satılmayacak” gerekçesi ise acıklı. Çevresel  görünümde temizlik şeklinde yaklaşım oyunun sadece oyunun bir parçasıdır.

Değerli partililer. 

Türkiye Akdeniz havzasında, en zengin biyoçeşitliliğe sahip ülke. Bir nevî “tarım bankası” niteliğindeki Anadolu’da onüç bine yakın bitki çeşidi yaşıyor. Yasa bu zenginliğin kalıcı bir şekilde tahribatı anlamını taşıyor.

Değerli partililer,

AB ye uyum çerçevesinde  çıkartılan tohumculuk yasası çiftçinin ölümünü daha da kolaylaştırıyor.Oysa, Çiftçimiz ve tarım ekonomimizin tam bağımsızlığı için;

 


* İktisadi, ekolojik ve kültürel açıdan tehlike arz eden bitki çeşitlerini reddetme hakkı vardır.
* Yapmak istedikleri çiftçiliğin şekil ve istemine karar verme hakkı vardır.
* Tarımdaki yerel bilgilerini koruma ve geliştirme hakkı vardır.
* Tarım tesislerini kullanma hakkı vardır.
* Kendi ürünlerini, çeşitlerini, miktarını, niteliğini ve yetiştirme şeklini demokratik bir şekilde, bireysel veya kollektif olarak seçme hakkı vardır.
* Kendi teknolojilerini veya insan sağlığını ve çevreyi koruma esasına dayalı olarak kendi seçtikleri teknolojiyle çiftçilik ve yetiştiricilik yapma hakkı vardır.
* Kendi yerel çeşitlerini yetiştirme ve geliştirme hakları vardır.

 

YASAYLA BİRLİKTE TÜM BUNLAR ORTADAN  KAL-KA-CAK-TIR.

 

İkinci önemli konumuz petrol yasası demiştik kısaca buna da değinelim

 

 PETROL YASASI:

 

Türkiye’de hiçbir zaman adam gibi arama bile yapılmayan petrolün yasası birdenbire değişti.Öyle ki Cumhuriyet tarihi boyunca açılan kuyu sayısı 3326’dır.Bu sayı Teksas’ta bir senede açılan kuyu sayısına eşittir.

 

Değerli partiler;  yeni yasa ile neler değişiyor

 

-          Yeni yasa petroldeki devlet hisselerinin yüzde 50 si, il özel idaresine bırakılacaktır.

 

-          Bu yasayla TPAO’nun devlet adına petrol arama yetkisi kaldırılıyor. Dünyada petrol arama yetkisini özel şirketlere bırakan bir ülke daha yok.TPAO’nun diğer şirketlerden daha fazla ruhsat alabilmesi de kaldırılıyor.Dolayısıyla TPAO’nun yıllık 600 milyon dolar gelirinden de men edilmesi sağlanmış oluyor.Ayrıca bu rakam sadece Bakü-Ceyhan boru hattındandır.

 

-          Türkiye’nin Hazar Petrollerinde yüzde 6,75 ve başka bir bölgede yüzde 9 petrol hakkı vardır.Özelleşmesi durumunda bu hak yok pahasına yeni sahibinin olacaktır.Kısaca Türkiye Cumhuriyeti Devleti Hazar Petrollerinden çıkarılmaktadır.

 

-          Eski yasadaki Milli Menfaatlerin korunması bölümü olduğu gibi çıkarılmıştır.

 

-          Yeni Yasa ile ülke içinde üretilen ham petrol ile bunlardan üretilen petrol ürünlerinin, denizde yüzde 65’nin, kara sahalarında ise  yüzde 55 inin memleket ihtiyacına ayrılması zorunluluğu ortadan kaldırılmıştır.Yani bir petrol şirketi gelip bizim bütün petrolümüzü bize 1 litre bile vermeden başkasına satabilir.Buna savaş durumu da dahil.

 

-          Yeni yasa ile Türkiye’nin hektar başına ham petrolden aldığı yüzde 12,5 lik devlet hissesi yüzde 2’ye kadar indirilmiştir.Toplamda yüzde 70 lik bir devlet gelirinden Türkiye mahrum bırakılmaktadır.

-           

-          Petrol yataklarının işletme hakkı 30 ile 50 yıl süre ile yabancı şirketlere verilebilecektir.

 

SONUÇ

 

Bütün Ülkeler petrol rezervlerini artırırken Türkiye Bütün rezervin yurt dışına çıkarabilmesine olanak vermiştir.Herhangi bir savaş durumunda uçağına,helikopterine,tankına nasıl yakıt bulunabilecektir.

 

SONUÇ

 

Bir büyük petrol şirketi Türkiye’deki bütün arama ruhsatlarını kendi alarak tekel oluşturabilme hakkına sahip olmuştur. Bu petrolden bize bir damla dahi vermeme hakkına sahiptir.

 

Yasa elbette bunlarla sınırlı değil. Üstelik bu anlattıklarım Şaka da değil.

 

Değerli Cumhuriyet Halk Partiler,

 

            Görülüyor ki; Ülkemizin sorunları çok vahim durumdadır.Tüm olup bitenler, çıkan yasalar devletimizin tam bağımsız bir ekonomik yapısına sahip olabilme durumunu ortadan kaldıracaktır.Ekonomisi yabancıların kontrolü altına giren ülkelerin varlığını devam ettirmesi olanaksızdır.Ayrıca her bir yurttaşının işlerinin,ekonomisinin bozuk olması da bu konularla doğrudan alakası vardır. Ülke sermayesinin tamamen dışarıya akıtıldığı bir düzende ve üretimin yapılmadığı sadece tüketim üzerine kurulan bir toplum yapısında, ülke insanın durumunu bir düşünür müsünüz?.Halkı aç ve bitap bir halde o ülkenin sonunun ne olacağı apaçık ortadadır.

 

Değerli partililer,

 

 Ülkemizin bir çok sorunundan sadece iki tanesini size aktardım.Bunları neden aktardım.İşlerimiz iyi değil,ekonomimiz iyi değil söylemlerini hep söyleriz.Türkiye Cumhuriyeti’nin tam bağımsız olarak varlığının devam etmesi için ekonomisinde tam bağımsız olması gerekir.Peki bu yasalarla bu mümkün olabilir mi?Asla.Biz Atatürkçülerin artık ayağa kalkma zamanı gelmiştir.Türkiye Laiktir Laik kalacak sloganları atıyoruz meydanlarda.Peki sormuyor muyuz birbirimize bu milletin karnı aç mı? Tok mu? Ekonomisi tam bağımsız bir ülke olmadan, milletinin karnı doymadan Laikliği nasıl koruyacağız sorarım sizlere. Türkiye Cumhuriyeti’ni tek bir yurttaşından ülke hazinesine kadar ekonomisini zenginleştirdiğimiz taktirde, kimse bize yan gözle bakamaz.İşte o zaman Atatürk’ün Laik Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.

Bu nasıl olacaktır.Bunun tek yolu vardır.Cumhuriyet Halk Partisinin tek başına iktidara gelmesiyle olacaktır.Şunu unutmayın! Emperyalistlerin ve içimizdeki işbirlikçilerinin bilinç altımıza yerleştirdiği ve bu yönde yayınların, reklamların yapıldığı bir gündemi yaşıyoruz son zamanlarda.,nedir o? İşte efendim Deniz Baykal’la CHP yürümez.Deniz Baykal varken ben CHP’ye oy atmam; gibi senaryolara lütfen alet olmayın.Bu oyunun birer figüranı olmayın.

Ne yaptı Deniz Baykal,zamanında ülkesinin ve bankalarının soyulduğu ve buna çanak tutan hükümete desteğini çektiği için mi,Türkiye Cumhuriyetinin soyulmasına müsaade etmediği için mi?Bu konuda bazılarımız Deniz Baykal’ı yalnız bırakmadık mı.?

 

Değerli PARTİLER

 

 Lütfen bu oyunlara gelmeyelim, CHP’nin başına Baykallar gelir gider ancak biz partimize sahip çıkmazsak,bu oyunlara alet olursak, Partimizi tek başına iktidar yapma yolunda çaba göstermezsek.yukarıda bahsettiğim sorunların altından asla  kalkamayız.

 

 Değerli  Cumhuriyet Halk Partililer,

 

 

Bizim iki temel dayanak noktamız olmalıdır.

 

1.Yaşam felsefemizi özümüze döndürmeliyiz. Bizler Önce Türküz  ve Türk’ün karakteri tam bağımsızlıktır. Ekonomik, siyasi, kültürel, her anlamda yaşamımızı tam bağımsız bir yapıya kavuşturacağız.

2.Tüm bunları yapmak içinde mutlaka tek başına iktidara geleceğiz. Bu olacaktır. Kemalist Devrim yeniden başlayacaktır.

 

 

 

 

Bülent Öz

CHP Çanakkale Milletvekili Adayı


Copyright © 2007 Bülent Öz. Tüm Hakkı Saklıdır
Web Design by Tamer Güven